İçeriğe geç

Bir zamir mi sıfat mı ?

Bir Zamir Mi Sıfat Mı?

Kayseri’de, akşamları yavaş yavaş kararan gökyüzüne bakarken, kafamda bir soruyla boğuluyordum: “Bir zamir mi sıfat mı?” Çalıştığım ofisten eve dönerken, her şey bana sanki bir dil bilgisi dersi gibi görünüyordu. Herkes bir şeyler konuşuyor, bir şeyler yapıyordu ama ben… ben yine düşüncelere dalmıştım. Hangi kelimeyi kullanmam gerektiğini düşünmekle meşguldüm. İnsan bazen kendi hayatında da aynı soruyu sorar, değil mi? Hangi kelimeler kendisini tanımlar? Hangi kelimeler hayatına şekil verir? Bunu bir dil bilgisi hatası gibi düşünmedim. Hayatımı doğru tanımlayabilmek için, doğru kelimeleri seçmek zorundaydım.

Bir Sözcükle Başlayan Sorular

O günün sabahında, bir kelimeydi her şey. Üniversite yıllarımda, dil bilgisi dersinde “Bir zamir mi sıfat mı?” sorusunu defalarca duyduğumda, hep gülmüştüm. “E, daha ne kadar karmaşıklaştırabiliriz ki?” diye düşünmüştüm. Ama o sabah, o sorunun anlamı bambaşka bir boyuta evrilmişti. Çünkü, belki de herkes gibi, ben de bazen kelimelerle oynamayı seviyorum. Kelimeler, insanlar gibidir, öyle değil mi? Bazen doğru kelimeyi bulmak bir ömre bedel olabilir.

Herkesin hayatında bir kelime, bir zaman, bir an vardır. Ama o sabah, ben kaybolmuş bir zamiri ya da sıfatı arıyordum. “Bir zamir mi sıfat mı?” sorusu, ruhumun derinliklerinden yükseldi. Hangi kelime ben olmamı sağlar? Hangi tanım bana ait?

O Günün Olayı: Kararsızlık

İçimden bir ses, sürekli bana bir şeyler söylüyordu. O gün, eski arkadaşım Selin ile buluşmaya karar vermiştim. Geçmişten gelen, birbirimizi bazen anlamakta zorlandığımız ama yine de hep bağ kurduğumuz bir arkadaşlık… Ama o gün her şey farklıydı. Selin, yıllardır süren bu arkadaşlığın artık tükendiğini söyledi. Sözleri, boğazımda bir düğüm gibi kalmıştı. Nasıl böyle bir şey olabilirdi? Biz, zamanında ne kadar da iyi arkadaşlardık! Ama bir anda, o kadar soğudum ki Selin’den… Bu soğukluk da, ruhumda bir dil bilgisi hatasına dönüşmüştü. Hangi kelimeyi kullanmalıyım? O zamir miydi, sıfat mı? Hayatımda belirleyici olan kelimelerdi. Ama o an, ben ne olduğumu bile bilmiyordum.

Selin’in söylediklerini, beynimle değil, kalbimle dinlemeye çalıştım. Kelimelerin gücünü hissediyorum ama o gün, bir kelimeye takılıp kalmak, başka hiçbir şeyin önemi kalmamıştı. Tüm o yılların ardından, aramızdaki bağ, ne zamir ne de sıfat olabilir miydi? İkisi de eksikti. Ne birbirimizi doğru tanımlıyorduk, ne de doğru şekilde ilişki kuruyorduk. Aramızda kaybolan neydi? Kelimeler ve anlamlar, bir süre sonra gerçekliğimizin yerine geçer, bu yüzden o gün yaşadıklarım, zihnimde bir çelişkiye dönüştü.

Sözlerin Ardındaki Sessizlik

Selin’in söylediklerini anlamaya çalıştım. Ama bir kelime bulamıyordum. “Bir zamir mi sıfat mı?” sorusu, aradığım kelimenin peşinden beni sürüklüyordu. Ben de ona “Hayır, bu böyle olamaz,” dedim. Bu his, içinde bulunduğum anı tam olarak yansıtmıyordu. Zihnimde, Selin’le olan ilişkimdeki tanımlamalar ne kadar yanlış olmuştu! Bir zamir gibi, belirsiz ve anlamından yoksun kalmıştım. Ama bir sıfat da olamazdım; sıfatlar, kelimeleri tanımlar, bir öznenin sıfatı olmak, birinin kim olduğunu ya da ne olduğunu anlatmaktır.

Böyle bir şey yoktu. Bizim ilişkimizi anlatan kelime belki de sadece bir boşluktu. Ya da belki de zamanla, kelimelerin anlamı değişmişti. Hangi tanım benim için doğru olurdu? Bir sıfat mı, yoksa bir zamir mi? Gerçekten neydim? Aniden kendimi başka bir insan gibi hissettim. Tanımadığım bir ben, bir eksiklikle yüzleştiği bir insan…

O Anki Ruh Halim: Hayal Kırıklığı ve Duygusal Karmaşa

Duygusal olarak çok karmaşıktım. Kayseri’nin dar sokaklarında yürürken, gülümsediğimde bir parça huzur bulmaya çalıştım. Ama o gülümseme bir maskeydi. O an, hayatımda gerçekten kaybolan bir şey vardı. O gün, hayal kırıklığı, beklentilerin altına düşen her şeyin bir sonucuydu. Bir zamir mi sıfat mı sorusu, hayatımın anlamını sorgulamama neden olmuştu. Kendimi tanımlamakta zorlanıyordum. “Neyim ben?” diye sordum içimden. “Bir zamir mi, sıfat mı?”

Selin’in söyledikleri beni derinden etkiledi. O, bir sıfat gibi doğru kelimeleri bulmaya çalışırken, ben bir zamir gibi kaybolmuştum. Aramızdaki ilişki, artık birbirini tanımlamaktan çok, belirsizliklere dönüşmüştü. Bir zamir gibi, sadece var oluyordum ama ne için var olduğumu bilmiyordum.

Sonra, Bir An İçin Birleşme

O günün sonunda, Selin’le vedalaştık. “Böyle devam edemeyiz,” dedi, “Ama belki bir zaman sonra görüşürüz.” Bu, bana bir umut verdi. Kaybolan kelimeler, belki de henüz bulunamamıştı. Çünkü bazı kelimeler, doğru anı bekler. Belki, yıllar sonra birbirimize tekrar bakıp “Bir zamir mi sıfat mı?” diye soracağız. Ama o gün, bir umut vardı içimde. Gerçekten ne olduğumu bilememiş olsam da, belki de bir zamir ya da sıfat olmanın ötesinde bir anlam bulabilirdim.

Sonuç: Ben Kimim?

O günün sonunda, Kayseri’nin akşamını izlerken, bir soru takıldı kafama: “Ben kimim?” Her şeyin, bu kadar net ve belirgin olmaması, bir tür rahatlık getirdi. Belki de bir zamir ya da sıfat olmak zorunda değildim. Belki de sadece bir insan olarak var olmalıydım. Selin’in söyledikleriyle yüzleşmek, bana bir şey öğretti: Bir kelimenin, ya da bir ilişkiyi tanımlayan herhangi bir ifadenin, doğru olup olmadığını aramaktan vazgeçmeliyim. Bazen, hayatı olduğu gibi kabul etmek en iyisidir.

Ve işte o an, kafamda “Bir zamir mi sıfat mı?” sorusuna cevap ararken, hayatımın bu kadar karmaşık ve belirsiz olduğunun farkına vardım. Kelimeler de olsa, biz yine de insan olarak var olmayı öğrenmeliyiz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort megapari-tr.com deneme bonusu
Sitemap
elexbet girişvd casino girişbetexper güncel giriş