Reaksiyon Hızını Etkileyen Faktörler: Bir İzmirli Gençten Hayatla İlişkili Bir Bakış
Reaksiyon hızını etkileyen faktörler derken, aslında sadece kimyasal tepkimelerden ya da fiziksel becerilerden bahsetmiyoruz. Hayat, bir reaksiyon hızına dönüşmüş durumda ve İzmir’de yaşayan, 25 yaşında, hayatı biraz fazla kafa karıştırarak ama çoğu zaman gülerek geçiren biri olarak söyleyebilirim ki; reaksiyon hızınız aslında biraz da içinde yaşadığınız dünyaya ne kadar hızlı adapte olabildiğinizle alakalı. Tabii, ben de bunu düşündükçe kendimi bazen gerçekten hız yaparken buluyorum, bazen de… eh, biraz ağır kalabiliyorum.
Şimdi, kimseye yalan söylemeyeceğim: bir yandan espri yaparken bir yandan derin derin düşünmek bir arada yapması zor bir şey! Hele ki İzmir gibi tempolu, bazen güneşin alnında ter içinde bırakıp bazen de serin sahilinde rahatlatan bir şehirde yaşarken. Reaksiyon hızını etkileyen faktörler tam olarak buradaki gibi bir şey, az önce güneşin altında birdenbire ateş basmışken, şimdi serin rüzgarla hızla uyanıyorsunuz… ama bu, bilimsel olarak ne anlama geliyor?
1. Sıcaklık ve Hava Durumu: Sıcak havada reaksiyon hızınız yavaşlar
İzmir’de yaşamak demek, yazın 40 dereceleri görebilmek demek. Hani bir kafeye otururuz, donup kalırız da, o buz gibi içecekleri yudumlarken, yazın sıcaklıkla birlikte reaksiyon hızımızın da düştüğünü hissederiz. “Yavaş olma, ben seni çok seviyorum ama…” diye başladığım cümleleri bir türlü bitiremiyorum. Vücudumun çalışma hızı yavaşlıyor, beynim zorlu bir iş yapıyormuş gibi ağırlaşmış, düşüncelerim de bir kenara kaymış oluyor.
Yani, sıcak havada bir şeye hızlı tepki verme yeteneğimiz gerçekten zayıflar. Beynimiz sıcakla mücadele ederken, düşünceler yavaşlar, refleksler gecikir. Eğer o gün bir arkadaşınızla maç yapıyorsanız, sonuç belli: biri az önce “maç” demişti, siz ise hala “Ama ben neden şort giydim ki?” diye kafa patlatıyorsunuz.
2. Yaş ve Fiziksel Durum: Ne kadar genç, o kadar hızlı
Genç yaşlarımda hız konusunda kendimi müthiş hissediyordum. Hatta bazen, arkadaşlarımın benden daha yavaş hareket etmesini gördüğümde, bir yudum su içip “Hadi ya, durun, hızla hareket edemeyenler benden ne bekliyorlar?” diye sesleniyordum. Ama sonra ne oldu? 25 yaşına geldim, biraz daha fazla düşünüyorum. Yavaşlıyorum. Gerçekten, vücutla ilgili farkları görmek zor değil. Biraz hareket eksikliği, biraz uykusuzluk, biraz da her şeyin üzerine stres eklenince… reaksiyonlarım bazen kara kış gibidir.
Yani, yaş aslında reaksiyon hızını etkileyen faktörlerden bir diğeri. 20’li yaşların başında beyniniz bir bıçak gibi kesiciyken, 25 yaşında biraz daha keskin düşünmeyi gerektiriyor. Bu kesinlikle kötü değil, ama hız açısından bir değişiklik söz konusu.
3. Stres ve Endişe: Gerginlik hızınızı keser
Bunu nasıl açıklasam, gerçekten kararsızım. Bir gerginlik anında kendimi nasıl hissettiğimi anlatırken, galiba bir komedinin içinde kaybolduğumda bulurum:
(Kendi kendime konuşma):
“Aaa, yanlışlıkla kız arkadaşımın doğum günü hediyesi yerine yanlış bir şey aldım! İmdat, ne yapacağım?! Aman Tanrım, şimdi yavaşlatıyorum her şeyi.”
İç sesimle yanıt verdiğimi duyuyorum, bu da içindeki gizemli reaksiyon hızımı etkiliyor. Stres, bazen bizim tepkilerimizi bozabilir. Adrenalinin etkisiyle bazen beynimiz hızlı çalışabilir, ama bazen de o kadar endişeleniriz ki, hızlı düşünme becerimiz kaybolur. Mesela bir arkadaşınızla kavga ediyorsunuz ve kalbiniz neredeyse kulaklarınızda atarken, düşünüp bir şey söylemek bir anda dağlara tırmanmaya dönüşebiliyor.
4. Uykusuzluk: Uykusuz kalınca reaksiyon hızınız çöker
Geçen hafta cuma günü, sabah 8’de işe gitmem gerekiyordu. Ama sabahın köründe bir de ne görsem? O lanet olası alarm sesine hâlâ karşı koyamamışım ve yine uykusuz kalmışım. Uykusuzluk, gerçekten reaksiyon hızını mahveder. Sabah işe gitmek için uyandığınızda beyninizin karman çorman olduğunu fark ediyorsunuz: adeta bir kimya deneyinin ortasında gibisiniz ama tüm o denklemler çözülmemiş. Uykusuzken bir şeylere hızlı tepki veremiyorsunuz; ya bir şeylere takılıp düşüyorsunuz ya da bir yanlış anlamayı çok daha uzun süre tartışıyorsunuz.
Bu durumda en basit şeyler bile size karmaşık gelir. Bir arkadaşınıza “Nasılsın?” dediğinizde, iki dakika sonra cevap almak yerine, “Haa, şimdi ‘iyi’ demiştin değil mi?” diyebilirsiniz.
5. Biyolojik ve Genetik Faktörler: Bu hız doğuştan mı?
Biyolojik olarak, hepimiz farklı hızlarda tepki veririz. Genetik yapımız, nöronlarımıza bağlı olarak beyin sinyallerini ne kadar hızlı iletebildiğimizde de rol oynar. Bazı insanlar doğuştan hızla hareket edebilirken, bazıları daha yavaş tepki verirler. Bunu düşününce, belki de o eski arkadaşımın bana “Vay be, sen gerçekten ne kadar da hızlısın” dediği günleri hatırlıyorum. Ama şimdi fark ediyorum ki, onun da belki birkaç özelliği vardı, o da hız konusunda doğuştan şanslıydı.
6. Beslenme ve Alkol: Vücudun yakıtı
Evet, belki de bir şişe soğuk bira içip, akşam olunca bir tatlı yemek iyi bir fikir olabilir, ama unutmayın, alkol ve şeker, bir sonraki sabahın hızını etkileyebilir. Şekerli, karbonhidratlı bir kahvaltı ile güne başlamak muhtemelen enerji patlamasına yol açar, ama bir süre sonra o enerjiyi kaybedersiniz. Bunun yerine sağlıklı yağlar ve proteinler daha istikrarlı bir enerji sağlar. O yüzden bazen uykusuzluğumun üstüne bir de tatlı yediğimde, akşamları hızlı tepki verme şansım kalmaz.
—
Sonuç: Reaksiyon Hızı Her Yerde!
Reaksiyon hızını etkileyen faktörler aslında yaşamın her anında karşımıza çıkar. İzmir’de yaşarken, sürekli sıcaklık değişimleri, stresli günler, arkadaş ortamları ve kişisel ruh halimle, her an reaksiyon hızım farklı bir seyir izler. Kimisi her şeyin farkında hızlıca tepki verirken, kimisi de “Bunu da bir kere yaparım” diyerek daha geç harekete geçer.
Bir yandan hızla, bir yandan da derin düşünerek hayatta yol alıyorum. Ama ne olursa olsun, her anın keyfini çıkarmayı, yaşamı biraz daha yavaş almayı da seviyorum.