Sarhoş Olduğunda Ne Olur?
Hayatımda bazı anlar var ki, o anları her düşündüğümde içimi bir sıcaklık kaplar, bir yandan da huzursuzluk. Sarhoş olduğum zamanlar mesela… O anlarda hep bir karmaşa, bir bulanmadan bahsederim. Ama her şeyin ötesinde, sarhoşken kendimi gerçekten hissettiğimde olur. Kayseri’nin sokaklarında, şehrin gürültüsünden, soğuk rüzgarından kaçıp bir köşe bulduğumda, tam olarak kim olduğumu ve neyi kaybettiğimi hissederim. Bazen de sarhoşken, sanki her şeyden biraz daha uzaklaşıp, dünyaya daha net bakabiliyorum.
O İlk Gece
Geceyi hatırlıyorum, nasıl başladığını. Kayseri’deki bir kafenin arka bahçesindeydik. Yalnızca birkaç arkadaşım vardı, birkaç şişe içki ve birden fazla konu vardı. Başlangıçta her şey sıradan gibi gözüküyordu, kimse sarhoş olma niyetinde değildi aslında. Ama zaman geçtikçe, şişeler birer birer tükenmeye başladı ve sohbetin de tonu değişti. İçki, her birimizde farklı bir şey uyandırmaya başladı. Biraz daha gülümsüyordum, biraz daha özgürdüm sanki. Gerçekten başım dönmeye başlayınca, duygularımın daha berrak hale geldiğini fark ettim.
İçki ilerledikçe, kalbimde daha önce fark etmediğim bir boşluk oluştu. Aniden, her şey çok hızlı bir şekilde değişti. Kendimi anlamsız bir şekilde mutlu hissediyordum, ama bir yandan da bir boşluk vardı. O an, kimseye anlatamayacağım bir duyguydu. Biraz hayal kırıklığı, biraz da serbest bir ruh hali vardı içimde. Ne hissettiğimi, kimseye açıklayamıyordum. Ama bir şekilde, o sarhoşluk hali beni ben gibi yapıyordu.
Yavaşça Hızlanan Zihnim
Sarhoşken ilk fark ettiğim şey, düşüncelerimin ne kadar hızlı aktığıydı. Zihnimde düşünceler birbirine çarpıyordu, ama bir o kadar da netti. Her şey, her düşünce, bir araya gelip devasa bir resim oluşturuyordu. Kim olduğumu, ne istediğimi, neleri kaybettiğimi düşündüm. O anlarda insanlar bana daha yakın gibi geliyordu. Sosyal maskeler yoktu, her şey çok doğal ve samimiydi. Kimi zaman sesim yükseldi, kimi zaman sessizce oturdum, ama o anlarda kendimi dış dünyadan uzak bir yerde buluyordum. Kendimi açmak, duygu ve düşüncelerimi ifade etmek çok kolaylaşıyordu.
Ama en çok şaşırdığım şey, sarhoşken yüzümdeki ifadelerin gerçek olmasıydı. Normalde çoğu zaman sakladığım, bastırdığım duygular, sarhoşken aniden su yüzüne çıkıyordu. Bir an hepimizin birbirimize samimi bir şekilde sarıldığını hatırlıyorum. Gerçekten içimden gelerek, kelimelerle anlatamadığım bir bağ hissediyordum. O an, hayatımdaki en derin, en gerçek duyguları yaşadım. Sarhoşken hissettiğim tüm o hayal kırıklığı, umutsuzluk, hayallerim ve korkularım bir anda tek bir çatı altında birleşti. Gözlerim dolmuştu, ama bu sefer utanmıyordum. Kimseye karşı savunmasız hissetmiyordum. Gerçekten ne kadar kırılgan olduğumu görmek, tuhaf bir şekilde bana güç vermişti.
Bir Dönüm Noktası
O gece, sarhoş olduğumda sadece dış dünyaya değil, iç dünyama da çok yaklaşmıştım. Kayseri’nin soğuk sokaklarında yürürken, gözlerimi kapatıp sadece hissettiklerime odaklandım. Zihnimdeki karmaşa, sessizliğe dönüştü. Evet, sarhoşken aslında tüm duygularım, her şey bir arada oluyordu. Ama bir yandan da beni anlamayan bir boşluk vardı. Geceyi terk ettiğimde, sarhoşken aldığım o hislerin kaybolmaya başladığını hissettim. Yavaşça, o duygusal yoğunluk yerini eski halime bırakmaya başladı. Ama içimde bir şeyler değişmişti. Her şey geçiciydi, ama o geceye dair hislerim kalıcıydı.
Sarhoşken her şeyin bu kadar gerçek ve net olmasını anlamak, bana tuhaf bir rahatlık verdi. Her şeyin kaybolmuş gibi görünmesi, ama aslında bir yere gitmemesi. O gece, sarhoşken kendimi kaybettiğimi düşündüm, ama aslında kendimi bulduğumu fark ettim.
Sarhoşken Duyguların Gerçekleşmesi
Bunu daha önce hiç düşünmemiştim, ama sarhoşken insanın duyguları öylesine çıplak ve keskin oluyor ki… Bir an bile olsa, insanın en içsel korkuları ve arzuları yüzeyine çıkıyor. Kırılganlıkları, eski anıları, kaybedilen sevgileri… Sarhoşken bunların hepsi bir araya geliyor. O kadar net ki her şey; duygularımın hepsi bir anda tek bir kütleye dönüşüyor ve ben onları kontrol edemiyorum. Belki de sarhoşluk, her şeyin olduğu gibi kalmasına izin veren, ama aynı zamanda her şeyin olduğu gibi açığa çıkmasını sağlayan bir süreç.
Sonra bir an, kafamı karıştıran başka bir şey daha oldu. O geceyi düşündüm; sarhoşken yaşadığım duygu yoğunluğu ve gerçeklik arasındaki farkı. Gerçek hayat, her zaman duygusal olarak engellenmişti. Ama sarhoşken her şey serbestti, her şey olduğu gibi kabul ediliyordu. Kimse kimseyi yargılamıyordu. Belki de içki, bir tür özgürlük hissi yaratıyordu, belki de biraz daha fazlasını hissetmek istiyorduk. Ama o gece, her şeyin çok kısa olduğunu fark ettim. Sarhoşken hayatı bir süreliğine “gerçek” yaşamıştım. O kadar gerçekti ki… Ama ne yazık ki, sabah uyandığımda her şey bir rüya gibi kayboldu.
Sonuç: Sarhoşken Gerçek Olmak
Sonuçta, sarhoşken ne olduğunu net bir şekilde açıklamak zor. Ama şunu söyleyebilirim: Sarhoşken, her şey daha yakın, daha derin ve daha gerçek oluyor. Kendi içimdeki karmaşayı dışarıya vurduğumda, hem hayal kırıklığı hem de umutla karşılaşıyorum. O anlarda, ne kadar kaybolmuş gibi hissetsem de, aslında kendimi buluyorum. Kayseri’nin soğuk gecelerinde yürürken, içimden bir ses “Bazen kaybolman gerekir ki, neyi kaybettiğini fark edebilesin” diyor. Sarhoş olduğunda ne olur? Belki de her şeyin bir süreliğine netleşmesi olur. Ve o netlik, bizi hayatta tutan en güçlü şeylerden biridir.