İçeriğe geç

Hikayede konuşturma olur mu ?

Hikayede Konuşturma Olur mu? Komik ve Yaratıcı Bir Bakış

Günümüzün dijital çağında, herkesin bir “yazar” olma hayali var. “Bir gün kitap yazacağım!” dediğimizde, daha çok “ama acaba nasıl?” diye kafamızda dönüp duruyoruz. Fakat, belki de en büyük soru, hikayede konuşturma olur mu? Kim bilir, belki de yazacağımız bir karakter, çatal bıçakla sohbet etmeye başlamaz, ya da buzdolabı bir anda hayatı üzerine felsefi bir monolog yapmaz. Ama ne olur, ne olmaz? Bazen yazarken, işler öyle bir hal alabiliyor ki, aklımızdaki her şey, bir anda tiplemelere dönüşüyor. Bu da bizi “Ya bunu nasıl çözsem?” sorusuna götürüyor. Yani, hikayede konuşturma gerçekten olur mu?

Günlük hayatın içinde, beklenmedik anlarda doğan komik ve yaratıcı fikirlerle, bu soruyu biraz daha eğlenceli bir biçimde keşfetmeye ne dersiniz? Tabii ki, hepimizin iç sesleri var ve bazen en sıradan şeyler bile hayal gücümüzün bir parçası haline gelebiliyor. Bunu daha iyi anlatabilmek için, günümüze dair bazı komik sahnelerden örnekler verelim.

Karakterler Arasında Yaşanan “Gerçek” Sohbetler

Bir gün arkadaş grubuyla buluştuğumda, konu yazı yazmaya geldi. Ben de, “Yani, hikayede karakterler konuşsa, ben gerçekten onlarla sohbet etmek istiyorum. ‘Hayat ne güzel,’ falan desinler diye,” dedim. Herkes bir an susmuştu. Birkaç saniye sonra, bir arkadaşım öne çıkarak, “Evet, ama senin karakterlerin, otobüs durağındaki muavin gibi konuşuyor,” dedi.

Beni azıcık bozulduğumda, “Hikayede konuşturma olur mu?” sorusunu düşünmeye başladım. Ya da belki de olursa, karakterlerimin hepsi, yaşamın gerçek anlamını bulmuş birer filozof gibi olur. Ama sonra düşündüm, zaten hayatımda çok fazla düşüncem vardı; madem hikayede konuşturma var, benim karakterler niye “yazı yazmayı” anlamış insanlardan çok, kahve içip sohbet eden mahalle bakkalları gibi konuşuyor?

Bir karakterin, “Bakkala mı gideceğiz, öyle mi?” demesi beni bir şekilde mutlu etti. Tam olarak ne olduğunu anlamadım, ama komikti. Hangi karakterim o an, iç sesinin derinliklerine inmek yerine, “Evet, bir Türk kahvesi alırım, sağ ol,” dedi? Bu karakterin bana ne gibi mesajlar vereceğini, asla bilemeyeceğim.

Ya Konuşturanlar Gerçekten Kendi Kendilerine Konuşurlarsa?

Zaten insanlar yeterince kafa karıştırıcıyken, bir de hikayede konuşturma meselesi var. Şimdi hayal edin; bir karakter, her şey hakkında konuşmaya başlıyor ama sadece kendi kendine! Hani, insanlar bazen anlatılmak istediklerini duymadan, sesli bir şekilde düşünür ya. İşte o tip konuşmalarla karşılaştığınızda, o karakterlerin durumu tam bir çıkmaz olur.

Diyelim ki, kahramanımız bir sokak köpeği, ve sokakta yürürken birden içinden, “Bugün ne giysem? Tüylerim çok kararmış, bir duş almadım sanırım,” gibi bir düşünce geçiyor. Olur mu? Tabii ki olur. Ama sokak köpeği bunu sesli söylese, “Ne yani, tüm dünyaya duyurmak mı istiyorsun?” diyecek kadar cesur olurdum.

Bir arkadaşım da hikayelerde gerçekten konuşturan insanlara çok gülüyor. “Yani, bir yazara hangi karakteri seçersin?” diye sordum, “Bence elektrik süpürgesini seç,” dedi. Tabii ki, bir elektriğin gücüne, ama… Ya bu elektrik süpürgesi hikayeye birden “hacı seninle bu kadar mı ev işlerine takılacaksın?” diye atlar, işte o zaman senin hikaye bambaşka bir boyuta evrilir. Bu türden içsel diyaloglar, hikayenin hızını değiştiren anlar olabilir.

Gerçekten Konuşturma Olur mu?

Konuşturma derken, karakterler sıradan hayatlardan çıkıp kendini bulamazsa ne olur? Gerçekten de hikayede karakterin yerini bulmak için ona derinlik kazandırmamız gerekir. Bazen o kadar zorlanıyoruz ki, karaktere bir ad veriyoruz, ona duygu yüklü bir cümle veriyoruz, ama konuşturduğumuzda her şey yapma veya anlatma olarak bocalıyor.

Ama hikayede konuşturma olur mu? Bence olur. Tabii ki her karakterin, sesi, düşüncesi, hatta bakış açısı kendine özgüdür. Karakterinizin sıradan bir soğuk içecek almak için pazara gittiğini düşünün. İşte bu noktada o karakterin içsel sesi devreye girebilir.

“Ya şimdi bu taze portakalı aldım, ama öteki meyve reyonunda yaban mersini vardı. Bunu alıp daha sonra daha mı değerli hissederim?” İşte bu içsel hesaplaşma, bir karakterin psikolojik olarak ne kadar derin olduğuna dair çok şey anlatabilir. Bu da hem komik hem de düşündürücü olabilir.

Hikayede Konuşturma Olur mu? Sonuç

Özetle, hikayede konuşturma olur mu? sorusunun cevabı, tamamen yazarın hayal gücüne ve karakterinin derinliğine bağlı. Karakterinizi sıradan birine dönüştürmek ya da tamamen tuhaf bir bakış açısıyla görmek sizin elinizde. Bence hikayede konuşturma olursa, her şeyden önce o karakterin iç dünyasına tamamen hakim olmalıyız.

Günümüzün dijital çağında, sürekli hızla akan bilgi akışının içinde, belki de yazarken tek ihtiyacımız olan şey biraz durup düşünmek. Karakterimizin, hayatını yavaşlatıp bir çayı yudumlaması, bir anda derin bir iç monologla birleşebilir. Ya da belki de konuşturan karakterimiz, en basit şeylerle dünyayı değiştirebilir.

En nihayetinde, hayatın kendisi de bir hikaye değil mi? Ve bu hikayede bazen gerçekten konuşmak gerekir, bazen de sadece düşündüğümüz gibi yaşamak. Hikayede konuşturma olur mu? Hem evet, hem de hayır. Ama bence en önemlisi, her şeyin yazıldığı gibi olması.

Peki ya sen, hikayende hangi karakteri konuşturmak istersin?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort megapari-tr.com deneme bonusu
Sitemap
elexbet girişvd casino girişbetexper güncel giriş